Image default
Kur'an-ı Kerim

Düşünmek Farzdır

Bütün kainatı, bütün mahlȗkatı yaratan Allah (c.c.), insanı yaratırken diğer canlılardan farklı yaratmıştır. Bu farkın en belirgin özellikleri şunlardır.

Akıl, irade, hissetme ve ünsiyettir. Yine diğer canlılardan farklı olarak insana el ve dilverilmiştir. Hayır ve şer; her işimizi, elimizle yaparız, dilimizle de yaptırmaya çalışırız. Ayrıca isteklerimizin olması için, içimizden gizlice ya da alenen dua ederiz. Kaçanın da kovalayanın da Allah‘tan yardım istemesi bunun içindir.

Yine Allah (c.c.) insana kolaylık olsun diye kitaplarını ve onun uygulayıcısı peygamberlerini göndermiştir. Gönderdiği kitabında insan için gerekli bütün belge ve dokümanlar mevcuttur. Yanlış yapmayalıyım diye defalarca gerekli ikaz ve uyarılar vardır. İkaz ve uyarılara uymayanların akibetlerinin nasıl olduğunu, nasıl hüsrana uğradıklarını, bize haber verir. Gönderdiği kitabını düşünüp, öğüt almamız için kolaylaştırır ve bizden iki şey ister.

1.  Kendisine kulluk

2. Canlı ve cansız bütün mahlukata şefkat ve merhamet göstermimizi ister.

Allah, bizlerden bu iki isteğinin nasıl yapılması gerektiğini, peygamberlerini göndererek ve onlara uygulatarak bize göstermiştir. Peygamberler, insanlığın öğretmenleridir. Elimizde başucu kitabımız ve bize doğruyu, faydalıyı, adaleti, iyiyi, güzeli gösteren rehberlerimize uyduğumuz sürece yolumuz aydınlık olacaktır.

Allah’ın bize gönderdiği din ilahîdir ve eğilip bükülemez, ayrıca peygamberleri de doğruluk rehberleridir; onların dışında yol gösterici rehber kabul edilemez.

Bütün bu açık delillere rağmen, Allah’ın kolaylaştırıp, gönderdiği kitabına rağmen, doğru yolu gösteren rehberlerine rağmen, insanoğlunun bu azgınlığı nedendir. Mutlak bir olan Allah varken, bu Bir’in dışında beliren bu putlaşma çabaları nelerdir? Kendi nefsinin istekleri için, Allah’a kulluktan vazgeçen ve unutan, O’nun yarattığı canlı ve cansız bütün mahlȗkatı yok eden ve bunu yapmada sınır tanımayan insan, tek bir sorunu vardır. O da insan olduğunu unutmasıdır. Kolay varken, zoru seçmesi, öğüt almaması ve de Allah’ın kendine bahşettiği nimetlerin farkına varmaması, varamamasıdır.

Düşünmek farzdır. Bizlere lütfedilen nimetlerin farkında olmak, bu şuurla her an hamdetmek, şükretmek, durumundayız. Dilimizden dökülen hamd ve şükür kelimeleri, hiç kuşku yok ki, çok önemli ve değerli… Ancak yeterli değil. Elimizdekini ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak zorundayız. Zorundayız çünkü elimizdekilerin asıl sahibi değil emanetçisiyiz. İhtiyaç sahipleri nasıl yoklukla, yoksullukla, yoksunlukla imtihan ediliyorsa, bizler de bize lütfedilen bütün o nimetlerle imtihan ediliyoruz. Her şeyin sahibi Allahtır. Madem emanetçiyiz; olmayandan esirgediğimiz her şeyi aslında gaspetmiş oluyoruz.

Related posts

Kur’an’ın evrensel prensipleri

“İyilik Yolu; Mutluluk Yoludur”

Öğüt müminlere yarar sağlar