10-13 yaş grubu: Belçika Bölgesinden Mehmet Ali Ceylan ikinci, Rhein-Neckar-Saar Bölgesinden Muhammed Furkan Özsağlam üçüncü ve Hannover Bölgesinden İsmail Durhan dördüncü oldu.
14-18 yaş grubu: Düsseldorf Bölgesinden Ahmet Talha Karabulut ikinci, Güney Bavyera Bölgesinden Muhammed Yusuf Kaya üçüncü ve Doğu Fransa Bölgesinden Enes Saatçi dördüncü oldu.

Mihraplarımızda artık bu teşkilatın evlatları yer alacak.”
Yaklaşık 3500 kişinin katıldığı ve yaklaşık bin kişinin de salonun dolması nedeniyle içeriye giremediği yarışmanın hayırlara vesile olması dilekleriyle konuşmasına başlayan Genel Başkan Kemal Ergün; “Aslında konuşmaya gerek yok; bugün bu sahne konuştu, salon konuştu.” dedi. Kemal Ergün sözlerine şöyle devam etti: “Bugün 30.’sunu düzenlediğimiz Avrupa Kur’ân-ı Kerîm Tilavet Yarışması’nın ilki 5 Kasım 1985 yılında merhum Dr. Yusuf Zeynelabidin’in başkanlığında Ali İhsan Halisci, Halit Tanrısever ve Sefer Ahmedoğlu gibi değerli hoca efendilerin katılımıyla Hamburg Merkez Camii’nde yapıldı. Önden gidenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu programları camilerimizde, bölge salonlarımızda yüz/ iki yüz kişilik ortamlarda yapmaya başladık. Camilerimizin lokalleri almadı ardından hep birlikte Avrupa’nın en büyük salonlarında gencimizle, yaşlısıyla yapıyoruz. Rabbimize ne kadar şükretsek, az. Kur’an okumanın hikmeti, insana ve insanlığa faydaları üzerine saatlerce konuşmak, sayfalar dolusu yazmak mümkün. Ancak bizlerin Kur’an ile olan birlikteliği sadece tilavetten ibaret değildir. Kur’an, sadece lafzının seslendirilmesi ve metninin yüzeysel bir anlayışla kıraat edilmesi için gönderilmemiştir. Kur’ân’ı yalnızca bu iki yönüyle ele alan, onun bireye, aileye ve topluma yönelik mesajını, dünya ve ahireti tanzim eden yönünü sosyal hayata taşımayan Müslümanlar, dünya gündeminde etkili olamayacaklardır. Müslümanlar ne zamanki sosyal hayatlarını Kur’an’ın sınırlarına göre çizdiler, yeryüzünde izzet sahibi oldular. Günümüzde Müslümanların Kur’an tilavetinde ve ayetlerin seslendirilmesinde başarılı oldukları söylenebilir. Ancak Kur’an anlayışını, Kur’an’ın muhteşem mesajını hayatlarına yansıtmada maalesef aynı başarıyı gösterebildiğimizi söylemek mümkün değildir. İslam dünyasının bugünkü bölünmüşlüğüne bir bakın. Suriye’de, Filistin’de, Arakan’da, Yemen’de, Doğu Türkistan’da ve daha pek çok bölgede ve ülkede oluk oluk Müslüman kanı aktığına şahitlik ediyoruz. Dünyanın muhtelif bölgelerinde binlerce Müslüman zulme uğruyor. Hangi dinden olursa olsun mazlumun yanında olmayı Kur’an’ın mesajı olarak kabul ediyoruz. Kur’an mesajını iyi anlatamadığımız için hâlâ Kur’an’ın şiddet içerdiğini söyleyen densizler olduğunu görüyoruz. O bizim eksikliğimizdir. Oy avcıları Müslümanlar üzerinden oy toplamaya çalışıyor. Bu nedenle toplumun merkezinde olmalıyız. Kur’an, 1400 yıldır coğrafyalara, zamanlara ve tüm insanlığa tevhid, huzur, adalet, özgürlük ve kulluk bahşeden Kitab-ı Kelam’dır. En büyük özgürlük ve mutluluk ‘kulluk’ tan geçer. Kur’an değiştirendir, dönüştürendir. Aynı insanların oluşturduğu ve adına cahiliye devri denen bir devri, yine aynı insanların oluşturduğu ‘asr-ı saadet’e dönüştüren Kur’an’dır. Bilal’i özgürlüğe kavuşturan Kur’an’dır. Kendi öz kızını diri diri toprağa gömmeye niyet edecek kadar gözü dönmüş olan Hattab oğlu Ömer’i, devesiyle yürürken karıncaları ezmemek için yüreği titreyen bir insana, adaletli bir halifeye dönüştüren Kur’an’dır. Allah’ın davasının temsil ve tebliğ edilme liyakatini ancak şahsiyet sahibi müminler taşır. İşte şahısları, şahsiyete dönüştüren de Kur’an’dır. Her insan doğuştan bir şahıstır, ama her insan şahsiyet sahibi değildir. Kur’an’ın temel amaçlarından birisi, şahısları muhatap almak onlara şuur kazandırmak ve onların şahsiyetli olmalarını sağlamaktır. En hayırlı ümmet olarak Kur’an bize aksiyon sahibi olmayı emreder. Bunun için de aksiyon gerekir. Hareket yoksa, aksiyon yoksa, eylem yoksa, icraat yoksa, proje yoksa, pratiğimiz yoksa Kur’an’a olan inancımız, imanımız bizi harekete geçirmiyorsa şahsiyetimizin ve aidiyetimizin İslami olması bize yetmeyecektir. İnsanlık için projelerimizi ortaya koymamız lazım. Aksiyon sahibi Müslümanlar yetiştirmek için az önce imamlar cübbelerini giydi. Mihraplarımızda artık bu teşkilatın evlatları yer alacak.” İmamlık anılarından örnek veren Ergün “Bu cemaat bizim elimizden tutmuştur. Mezun olmuş kardeşlerimizin de elinden tutacaktır.” dedi.
“Bu yarışmalar bizim en asli görevlerimiz.”
Yarışmada konuşan IGMG Genel Başkan Yardımcısı Celil Yalınkılıç teşkilat olarak bu yarışmaları niçin tertip ettikleri sorusunu: “Bu yarışmaların değeri Kuran ve sünneti hayatın merkezine alan ve bütün yapıp etmelerini bu temel eksenin belirlediğine inanan ve savunan bir teşkilat olarak bizler için böyle bir yarışmayı tertip etmekten daha değerli ne olabilirdi ki?” sorusuyla cevaplandırdı. “Müslümanların tamamına, ve yeni kuşaklara, Kur’an ve sünnetin bağlayıcılığını, belirleyiciliği ve hayatı tanzim edici olduğunu işaret etmek için bu yarışmaların organize edilmesi bizim en asli görevlerimiz ve önceliklerimiz arasında bulunmaktadır.” diyen Yalınkılıç, bütün olumsuzlukları bertaraf eden, zamanın getireceği tereddütleri gideren bir “kitap” olan Kur’an’ın anlaşılmasındaki en önemli bilgi kaynağının Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sünneti ile yaşanmışlığa dönüşmüş olması olduğunu ifade etti ve şu uyarıda bulundu: “Geçmişte bilgiye ulaşmak emek istiyordu, zaman istiyordu. Şimdi bir tıkla bilgiye ulaşılabiliyor. Ama bu yeni bilgi ne kadar doğru belli değil. Bu yüzden sahih bilgiye ulaşılmalıdır. Ayrıca, dindar mü’min olarak, kendini tanımlayan insanların din anlayışları ile yaşam biçimleri arasında uyum sorunu ve çelişkiler olmamalıdır. Varsa bunlar bertaraf edilmelidir.”
“Amaç Allah (c.c.) indinde ismimizin zikredilmesidir.”
Jüri üyelerinden kurra hafız Osman Eğin de yarışma sonrasında kısa bir hitabette bulundu. Böyle bir mecliste yer alması dolayısıyla kendisini çok bahtiyar hissettiğini söyleyen Eğin, “Bir yarışma düşünün ki kaybedeni yok. Bir yarışma düşünün ki, buradan tesadüfen geçerken olsa bile kazançlı. Bu sofradan hissedar. Ve o meclis ki, Kur’an tilavet meclisi.” cümleleri ile konuşmasına başladı. Eğin, Kur’an okumakla Allah indinde zikredilenler arasına girildiğini, ashabın Kur’an öğretmenleri arasında yer alan Ubeyb b. Kaab’ın hikâyesi ile anlattı ve şöyle dedi: “Bir gün Allah Resûlü (s.a.v.) Ubeyb b. Kaab’ın evine gider. Resulullah, Ubeyb b. Kaab’a: ‘Ey ibn Kaab’ der. ‘Allah bana, sana Kur’an okutmamı emretti” der. Ubeyb b. Kaab (r.a.) Peygambere sorar. ‘Ya Resulûllah! Benim bizzatihi ismimi rabbim mi sana zikretti?’ diye. Allah Resûlü: ‘Evet’ der. Ubeyb devam eder: ‘Ya Resûlellah! Şimdi alemlerinin Rabbinin huzurunda benden mi bahsediliyor?’ Allah Resûlü: “Evet. Rabbim senden bahsediyor, senin ismini zikrediyor.’ deyince, Ubeyb’in gözlerinden yaşlar akmaya başlar. İste, Kur’an tilavet etmenin, Kur’an meclisinde bulunmanın, onu dinlemenin, onu dinletmenin tek bir gayesi var. Allah’ın yanında ismimizin zikredilmesidir o. Bu yarışmalardan asla birincilik, ikincilik gibi bir şey de beklemeyiz. IGMG camilerinde eğitim alan kardeşlerimiz de bunu açıkça ortaya koymuşlardır. Bizim hedefimiz, burada yer almak ve Allah indinde ismimizin zikredilmesidir. Bundan daha büyük bir bahtiyarlık olabilir mi?” Osman Eğin, Kur’an’ın bilmeyerek yanlış okuduğunda dahi, o okunuştan dolayı sevap alınan bir kitap olduğunu da Hz. Ömer (r.a.) örneği ile anlattı: “Bir adamın okuyuşunu Hz. Ömer beğenmez ve müdahale ederek ‘doğru oku’ der. Adam da rahat bir şekilde Ömer’e şöyle cevap verir: ‘Ben zaten Allah Resûlüne aynen okudum, o da bana müdahale edip düzeltmedi ki’ der. Ömer sahâbîyi de alır ve Allah Resûlüne gider, sahâbî aynı yeri aynı şekilde okur. Resûlullah o sahabeye: ‘Ne güzel okudunuz’ der. Bunun üzerine Ömer hoşlanmaz. Allah Resûlü: ‘Ey Ömer! Kur’an’ın hepsi sevaptır. Yeter ki, cehennemlik ayeti cennnete, cennetlik ayetleri de cehenneme çevirme’ der. Buradan şuraya gelmek istiyorum. Bazı kardeşlerimiz bazı teyzelerimiz, ablalarımız, amcalarımız ‘biz güzel okuyamıyoruz’ derler. Hayır, bizim burada zihniyetimiz önemlidir. Kur’an’ı hangi zihniyetle okuduğumuz önemlidir. Bizim elimizdeki Kur’anların kapaklarında ‘Ona temiz olmayanlar elini sürmezler.’ şeklinde bir ayet vardır. Burada abdestsiz diye mana vermek meşhur olmuştur, ama abdest ayeti bundan sonra gelmiştir. Bunun asıl manasını tefsirlerde buluyoruz. O zaman manası: Ona zihniyeti bulanık olanlar, art niyetliler bu kitaba elini sürmesin demektir. Günümüzdeki temel problem, art niyetli ve zihniyeti dağınık insanların Kur’an üzerinden bir paye elde etmeye çalışmalarıdır. Allah onları da ıslah eylesin. En çok sevdiğim resim, bir teyzenin Kur’an-ı bağrına basarak sabahleyin Kur’an öğrenmek için kursa gelmesidir. Kur’an bizim bağrımıza basarız hem gönlümüze hem de zihniyetimize koyarız: Okuturuz, okuruz, anlarız, anlatırız, yaşamaya çalışırız Allah bizi böyle olanlardan eylesin. Allah hepinizden razı olsun.”Merhum Abdulbasit Abdussamed Anıldı
Bu yıl 30.’su düzenlenen Avrupa Kur’ân-ı Kerîm Tilavet Yarışması’nda vefatının 30. yıldönümü dolayısıyla Mısırlı Abdulbasit Abdussamed de rahmetle anıldı. Programda Abdussamed’in çeşitli okuyuşlarını ihtiva eden bir video gösterildi. Genel Başkan Kemal Ergün ile İrşad Başkanı Celil Yalınkılıç da Abdussamed’i rahmetle andı.
Hafızlık Sunumu
Avrupa Kur’ân-ı Kerîm Tilavet Yarışması’nda IGMG camilerinde yürütülmekte olan Hafızlık Kurumlarının da tanıtımı yapıldı. IGMG hafızlık Komisyonu Üyesi Gürsel Turhan’ın takdim ettiği bu bölümde, IGMG hafızlık kurumlarında hıfzını tamamlayan öğrenciler hafızlık sınavına tabi tutuldular. Öğrencilerin hepsi de kendilerine sorulan yerleri akıcı bir şekilde okudular. Bu öğrenciler Hafızlık Belgesi sınavlarına katılacak. Bugün itibariyle IGMG’nin Avrupa’daki hafızlık kurumlarının sayısı 52’ye ulaşmış bulunuyor. Bu kurumlarda 1065 hafızlık öğrencisi hafızlık yapıyor.
Genç İmam-Hatipler İcazetlerini Aldı
Öte yandan, Avrupa Kur’ân-ı Kerîm Tilavet Yarışması’nda, IGMG camilerinde eğitim alan ve yine IGMG camilerinde görev yapmaya başlayacak olan genç imamlara icazet belgeleri verildi ve cübbeleri giydirildi. İmamların cübbesini Avusturya İslam Cemaati Müftüsü ve IGMG Genel Başkan Danışmanı Mustafa Mullaoğlu giydirdi ve IGMG İrşad Başkanı Celil Yalınkılıç icazetnamelerini verdi. İcazetlerini alıp cübbelerini giyen 16 imam-hatip Avrupa’nın çeşitli yerlerinde görev aldı.